Yesil Gonen
Anasayfa arrow Haberler arrow Her Telden (Güncel) arrow ÇANAKKALE SAVAŞI (18 MART 1915)
 
Ana Menü
Anasayfa
Gönen
Haberler
Sağlık
Bağlantılar
Al-Sat
Resimler
Arama
İletişim
Günün Sözü
Yesil Gonen Yesil Gonen - ÇANAKKALE SAVAŞI (18 MART 1915)
ÇANAKKALE SAVAŞI (18 MART 1915)


         1914 yılında I.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla itilaf devletleri Çanakkale Savaşını başlattılar. Çanakkale savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin önemli savaşlarından biridir. Çanakkale boğazını savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul’a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemdir.
        

         İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü Bozcaada‘dan Boğaz’ın ağzına doğru yanaştılar. Buradan istihkâmlarımıza doğru ateş açtılar. Cephaneliğimiz isabet olarak on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü. 18 Mart 1915 günü İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı’na girdiler. Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz’ı kolayca geçebileceklerini umuyorlardı. Savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Bataryalarımız şiddetli ateşe karşılık verdiler. Düşman gemileri göz açtırmıyorlar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılanıyordu.
Çanakkale Boğazı’nı geçemeyeceğini anlayan İtilaf Devletleri kara savaşı için Kocaçimen ve Conkbayır alanına çıkarma yaptı. Tarihin en büyük siper savaşı başlamıştı. Anafartalar savaşında düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal’in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarpan mermi onu kurtarmıştı.
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı, Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Arıburnu, Kocatepe, Conkbayırı, Anafartalardır. 19-20 Aralık’ta Anafartalar ve Arıbunu cephesi,8-9 Ocak’ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti. Çanakkale savaşında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir. Çanakkale savaşı kolay kazanılmadı. Anafartalar komutan Mustafa Kemal’in  başarısı ileride başlayacak milli kurtuluş savaşımızın da kaynağı olmuştur.
Savaşla ilgili birkaç hatıradan bahsedelim:
İlki Gazi Mustafa Kemal ‘den
“…Bomba sırtı olayını anlatamadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak, Birinci siperlerdekiler, bir bir kurtulmamacasına tamamıyla düşüyor. İkincidekiler onun yerine geçiyor, fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve inanış içinde biliyor musunuz? Öleni görüyor üç dakika içinde öleceğimi biliyor, küçücük bir korku belirtisi bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler  kelimeyi şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk Askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret olunacak ve kutlanacak bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran işte bu yüksek ruhtur.”
Çanakkale Savaşları’nda, Fransız kuvvetlerine komuta eden, General Guro savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının bir kısmını, savaş sahasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor: “Fransızlar! Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarımızla daima iftihar edebilirsiniz. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyordu. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi. Bu sırada gördüğü bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, O’nun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık:
-Niçin öldürmek istediğim askere şimdi yardım ediyorsun?
- Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
-Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadının resmini çıkardı. Bir şeyle söyledi anlamadım! Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki, o kurtulsun anasının yanına dönsün!
Bu asil ve âlicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bu sırada emir subayım Türk askerinin yakasını açtı.
O anda gördüğüm manzaradan yanaklarından sızan gözyaşlarımın donduğunu hissettim! Çünkü Türk askerimin göğsünde, bizim askerlerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!
Az sonra ikisi de öldüler!
Son savaş hatırası da bir doktor ile asker oğlu arasında
Sadece Anafartalar, Arıburnu hattında 06-21 Ağustos 1915’te 18.000 şehit verdik. En az otuz kırk bin yaralımız oldu. Sahra hastanesinde doktorlar günlerce uykusuz yaralılara hizmet veriyorlardı.              
         Böyle bir hücum gününde teskereciler hiç durmadan yaralı taşıyor, doktorlar sadece yaraları sarabiliyorlardı. Hayatlarından ümit kesilenlerle fazla ilgilenmiyorlardı. Tam işin yoğun olduğu sırada bir doktorun önüne gencecik bir vatan evladını yatırdılar. Bir ayağı kopmak üzere parça parça ve bağırsaklar dışarıdaydı. Yapabilecek hiçbir şey yoktu! Doktor sıhhiyecilere ''Kaldırın bunu !''derken genç çocuk ''BABA !''diye seslenir. Bakar kendi oğludur. Sarılır öper oğlunu ''Bu benim oğlum! Gölge bir yere kaldırın'' der. Masanın üzerine çoktan bir başka yaralı vatan evladı yatırılmıştır. Sırada daha pek çok Mehmet beklemektedir. Doktor ertesi gün oğluyla ilgilenecek vakti bulur. Ancak, oğlu çoktan gömülmüştür. 
         Alın şimdi steteskopu tam yüreğinizin üzerine koyun... Dinleyin! İyi dinleyin... Bu cennet vatanı evladımızdan daha çok sevebiliyor muyuz? Bu milletin tüm evlatlarına kendi evladımıza verdiğimiz değeri verebiliyor muyuz? Bu vatanı nasıl sevmişler? Cephedekiler bir harbin içine düşerken cephe gerisindekiler bin harbin içinde nasıl yaşamışlar? Duyabiliyor musunuz, o yüreklerin sesini?
         Çanakkale'yi unuttuk... Bizim için 250 binden fazla gencecik insanımızı yitirdiğimiz Çanakkale'yi unuttuk. Orada yürekleri vatan sevgisiyle alev alev yanarak, ölüme koşan o insanları unuttuk. Yetimlerin kimsesizliğini, analarımızın gözyaşlarını unuttuk.''Bu vatan bizim''diyerek kan döktüğümüz Yemen cephesini, Filistin cephesini, Irak cephesini, Kafkas cephesini unuttuk. Sarıkamış’tan bir gecede düşmana tek mermi atmadan kar çiçekleri gibi donarak ölen onbinlerce vatan evladımızı unuttuk. Karanlık yılları, felaketleri, depremleri, Kıbrıs’ı unuttuk. Üzerimizde oynayan oyunları unuttuk.      
         Çanakkale'ye gidin... Gidin Çanakkale’ye, çocuklarınızı götürün.
         Orada hayallerini, umutlarını yüreklerine gömen gencecik Mehmetçiklere duyurmak için,''Bu vatan bizim''diye haykırın.
         Seddülbahir’de, Soğanlıdere’de, Kirte’de, Karlısırtlar’da, Arıburnun’da, Anafartalar’da, Conkbayırı’nda dağa, taşa, denize, rüzgârlara, bulutlara, kuşlara, böceklere, düşmanlara duyurmak için haykırın,        
         ''Bu vatan bizim''diye haykırın.
         ''Bu vatan bizim!'' ''Bu vatan bizim!''
         ''Bu vatan hepimizin!
                                                                                     18.MART.2006
                                                                                     Mustafa AYHAN

 

 
< Önceki   Sonraki >
Popüler
 
© 2010 Yesil Gonen
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.